Site icon Parşömen

2022 Edebiyat Soruşturması: Murat Üstübal

Türk edebiyatının geleneğinde yıllıklar önemli bir yer tutar. Yıllıklarda bir yılın edebi dökümü yapılır, o yıl yayımlanan eserlerden seçmeler yayımlanır, yıl içinde yaşanan edebiyat tartışmaları özetlenirdi. Yıllıklarda bir de soruşturma bölümleri olurdu. Parşömen Edebiyat olarak, yıllıkların soruşturma kısmını yaşatmak niyetiyle başladığımız ve bu yıl dördüncüsünü yayımladığımız edebiyat soruşturmalarının, geleceğin edebiyat okurları ve araştırmacıları için verimli bir kaynak olacağına inanıyoruz.

Bu yıl da okurlara, yazarlara, şairlere, çevirmenlere, editörlere, yayın emekçilerine, kitapçılara edebiyatımızın halini sorduk. 2023’ün edebiyat açısından daha verimli bir yıl olması temennisiyle…

Murat Üstübal

Yıl içinde yayımlanan ve hak ettiği ilgiyi görmediğini düşündüğünüz kitapları, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?

Bu yıl dikkatimi çeken kitaplar şiir, deneme ve şiir teorisi üzerine olan kitaplardı. Haliyle işin içinde şiir olunca ilgi de az oluyor son yıllarda. O yüzden poetik kitapları ön plana çıkarmak istiyorum. Öncelikle KetebeYayınlarından çıkan ve çeviri metinlerden oluşan “Şiirin Sesi/Sesin Şiiri” kitabından bahsetmek gerekiyor. Kitabı hazırlayanlar edebiyat kuramında yetkin olan iki isim Marjorie Perloff ile Craig Dworkin. Kitap bu iki yazarın metni ile açılıyor. Daha sonra aralarında Susan Stewart, Christian Bök, Susan Howe, Charles Bernstein, Nancy Perloff ve Kenneth Goldsmith gibi birçok yazarın yer aldığı şiirde ses ve ritim üzerine olan metinleri okuyoruz. Kitap bazı redaksiyon ve çeviri kusurlarına rağmen şiirin biçiminin aslında ses olduğu ve gelenek ile avangard-deneysel hatta görsel şiirlerde sesin değişik ölçüt ve bakışlarda biçimsel değerini koruduğu yönündeki düşünceyi pekiştiren çok önemli metinlerden oluşuyor. Öyle ki metinler yalnızca şairlerin ve okurların değil şiir metinlerini çeviren çevirmenlerin de okuması gereken ciddi yenilikçi bir çalışma. Bunun dışında Adonis’in Everest Yayınlarından çıkan “Kitap, Hitap, Hakikat” adlı denemesi da bu yılın dikkat çeken kitaplarından biri. Kitaptaki okuma lezzetini Mehmet Hakkı Suçin’in nefis çevirisine borçluyuz. Yine Güven Turan’ın yetkin çevirisiyle raflardaki yerini alan Jay Parini’nin “Şiir Neden Önemlidir?” adlı incelemesi şiir politika ve teknikleri üzerine ilginç açılımları olan bir kitap. Kitabı YKY’den çıktı. Yılın beni en çok heyecanlandıran şiir olayı ise şiir serüvenini başından beri izlediğim Metin Kaygalak’ın toplu şiirlerini içeren “Siyah Divan” (Everest Y.) ile çıkagelmesi oldu. Tam bir sürpriz! Yücel Kayıran ise yılın sonlarında felsefi ve tasavvufi yoğunluğunu yansıtan yeni şiir kitabı “Stasis”(Everest Y.) ile okuruyla buluştu. Tam da 2022’nin başlarında, Ergun Tavlan “Görme Huyu” (Everest Y.) ile, Petek Sinem Dulun ise “Manevra Alanı” (NOD Y.) ile iyi şiirin müjdecileri oldular. İki kitap da şairlerinin ikinci şiir kitabı. Yılın en iyi ilk kitabı ise bana göre nesne-özne ilişkilerinin en otantik biçimde yansıtıldığı Ferah Doğan’ın Tabiat Kitap’tan çıkan “Bir Hissi Parlatmak İçin” adlı kitabıydı.

Size göre 2022 yılının önemli edebiyat ya da yayıncılık olayları nelerdi?

Bana göre yılın en önemli edebiyat olayı İstanbul Bienali’ydi. Çağdaş sanatın kalesi olan bienali bir edebiyat olayı haline getiren ise Şiir Hattı projesi ve şiir üzerine yapılan paneller oldu. Uluslararası küratörleriyle proje Endonezyalı şair ve sanatçı Danarto üzerine yoğunlaştı. Bienal pandemi nedeniyle bir yıl gecikmeli yapılsa da evlere kapanılan bir dönemde şiirin her daim etkisini sürdürdüğünün ispatı oldu. Çağdaş sanatın şiirle kurduğu bağ açısından İstanbul Bienali türünün en seçkin örneklerinden biri olarak kültür tarihindeki yerini aldı. Projede etkin rol oynayan Süreyyya Evren ve arkadaşlarına teşekkür etmek gerekir. Yayıncılık açısından ise bu yıl Buzdokuz dergisi uluslararası sanat çevreleriyle doğrudan bağ kurarak yerel ve küresel arasındaki duvarları yıktı. Dergi hazırladığı dosyalarla olsun, gündeme taşıdığı meselelerle olsun şiiri geleceğe etkin bir şekilde taşıma iddiasıyla öncü bir rol oynadı. Ayrıca internet ortamında yayınını sürdüren şiir dergilerine olan ilgi giderek arttı, artıyor. Bu da matbu yayıncılığın krizde olduğu bir dönemde şiir adına umut ışığı olacak gibi görünüyor.

Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar ve eksiklikler görüyorsunuz?

Maalesef gösteri toplumuna dönüşmenin yüzeyselliklerini yaşıyoruz. Şair egoları, iletişimsizlikler, paylaşımsızlıklar had safhada oldu yine. Sosyal medyanın yıkıcı etkileri diyelim, yaratıcılığı da silip süpüren tekno-sürüleşme… Benim anladığım kadarıyla bilginin olmadığı yerde iletişim imkanı da kalmıyor; daha doğrusu içi boşaltılmış ve yapay iletişimlere aracı oluyor. Sosyal medya ve dijital ortamın öncelikle enformasyon anlamında kullanılması ve kognitaryayı besleyecek bir konuma geçilmesi gerekiyor. Bilginin üretildiği ve kognitarya tarafından kullanıldığı bir sanal ortam dedikodu, cehalet ve vesvesenin temsili olan simülasyon ve dezenformasyona ancak yeni bir bilgi kültürüyle direnebilir. Yoksa gerisi linç, ifşa ve ötekileştirme…

Exit mobile version