Site icon Parşömen

Geçsin iklimler, sen gözlerimde… | Onur Çalı

Ve Haydar Ergülen adında bir şair vardır (nar makamındadır kendisi), onun Karşılığını Bulamamış Sorular kitabından esinle size karşılığı olmayan sorular sormak istiyorum, artık nasıl anlarsanız öyle (Siz diyorum, çünkü siz Fransızlar için “sen” diyebilmek bile bir devrim gerektiriyor, değil mi? Oysa bizde ne kolay!)

Neyse. Uzatmayalım.

Ya da uzatalım: Böyle bir tutumla karşılaşınca “dijital ortam” dememek için “sayısal ortam” diyen bir meslektaşımı anımsıyorum (hatırlıyorum denmez, ayıp!) ve faşizmin yanık deri kokusu geliyor inceden burnuma. Nereden baksanız kederli!

Haydi onu geçelim sayın Maurois, buna ne diyeceksiniz bakalım, merak ediyorum doğrusu: “Doğru dürüst uyuyamadım o gece. Kendimi suçladım durdum. Neydi kızdıklarım? Uzun zamandır görüşmediklerine göre, kocamla Solange Villier arasında bir içli dışlılık yoktu kuşkusuz. Öyleyse yasal bir kıskançlık nedeni de yoktu.” Sakın burdaki “yasal”, “meşru” olmasın! Kitabınızı aslından okuyacak Fransızcam olmadığı için çeviri hakkında yargıda bulunacak kadar hayalperest (ya da kitapperest) değilim elbet ancak burda bir sıkıntı olduğu da aşikar (pardon, belli diyecektim!).

Neyse. Uzatmayalım.

Ya da uzatmaya devam edelim: Nitelikli kitaplar basan Helikopter Yayınevinin genel yayın yönetmeni Levent Yılmaz dahi, arka kapak yazısında kitabın son cümlesini şöyle aktarıyor: “kaderlerimizle arzularımız hemen hiçbir zaman bağdaşmıyordu.” Oysa kitapta şu şekilde: “yazgılarımızla isteklerimiz hemen her zaman çelişiyor.”

Daha da uzatmayacağım Mösyö Maurois. Meramımı anlamışsınızdır.

Sizin Philippe de böyle işte; çok şey bekliyor hayali Amazon’undan.

Not: Bulunduğunuz yere kargo geliyorsa adresinizi bildirin, size BB kitaplarını yollayayım.

Ama Philippe’den yola çıkarak şunun da altını bir kez daha çizdim sayın yazar: Evli kadınlara güven olmuyor!

Yine de şu da var: Birbirini “aldatarak” evliyken özgür olmanın tek yolunu bulan insanların birbirlerini (ve dahi eşlerinin sevgililerini) hoş görmeleri ne tatlıydı. Kadın doğrama cemiyeti gibi yaşanılan bizim ülkede yaşasanız, bunun değerini daha iyi anlardınız.

Hamiş: Yorum ekle‘ye basarak yorum-görüş-öneri-şikayet-tartışma girişiminde bulunabilirsiniz ey ahali! Madem sayısal ortamdayız, bunun getirdiği sözel olanakları da kullanalım değil mi?

İki sene sonra not: Andre abi, özür. Cinsiyetçilikle ilgili söylediklerimde yanıldığımı anlıyorum. Bir ara, uzun uzun konuşuruz. Öptüm.

Onur Çalı

Exit mobile version